Ana Sayfa | Hakkımızda | English
e-postanızı giriniz: şifrenizi giriniz: | şifremi unuttum | yeni üyelik
Hazırlayan: Prof. Dr. Kenan Akgün
İ.Ü. Cerahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı


Omuz ağrısı sık görülür mü?
Omuz ağrısı bel ve boyun ağrılarından sonra 3. sıklıkta görülen bir problemdir. Omuz ağrısı özellikle kolunu kullanarak çalışan kişilerde doktora başvurma nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır (Resim 1).


Resim 1


Omuzun anatomisi kısaca nasıldır?
Omuz ağrısının sık görülmesinin en önemli nedenlerinden biri omuz ekleminin insan vücudunun en hareketli ve en karmaşık eklemi olmasıdır. Omuz eklemi köprücük, kürek ve kol kemiği sayesinde oluşturulur (Resim 2). Eklemin sağlam bir yapısının olmasında bu kemik yapıların çok fazla katkısı olmaz; bunu eklem etrafındaki yumuşak dokular sağlarlar. Bu durumda omuzda yumuşak doku lezyonlarının sık görülmesine neden olur. Omuz ekleminin etrafındaki yumuşak dokular kapsül, ligaman, tendon, bursa ve kaslardan oluşmaktadır.


Resim 2


Omuz eklemini çevreleyen kapsül dediğimiz bir eklem kılıfı bulunur. Kapsülde yapışıklığa neden olan durumlarda donuk omuz hastalığı ile karşı karşıya kalırız. Bu kapsülün üzerinde ligaman dediğimiz eklemini oluşturan kemikleri birbirine bağlayan bağlar vardır. Bu bağlarda ki aşırı zorlanma veya gevşeklik sonucu omuz ekleminin çıkık ve yarı çıkıkları oluşur. Bu bağların üzerinde de omuz eklemini hareket ettiren kasların tendonları bulunur. Bu tendonları omuzu hareket ettiren kasların kemiğe tutunmasını sağlayan kirişler olarak izah edebiliriz. Omuzu çevreleyen döndürücü manşet (rotator kaf) denilen 4 önemli tendon vardır ve yırtıkları dolayısıyla çok önem kazanırlar.

Vücudumuzun en hareketli olan omuz ekleminin daha rahat hareket etmesini sağlayan subakromiyal bursa dediğimiz vücudun en büyük keseciklerinden biri bulunur. Bu yapıda iltahaplı romatizmalarda, omuzu kötü kullandığımız durumlarda iltihaplanarak sorunlara neden olabilir. Bu bursanın da üzerinde omzumuzun şeklini veren en güçlü kaslardan biri olan deltoid kası bulunur.

Omuz ağrının nedenleri nelerdir?

En sık karşılaştığımız omuzun kendi yapılarından kaynaklanan omuz ağrılarıdır. En başta omuzun tendonlarını ilgilendiren sıkışma sendromu diye tanımladığımız patoloji gelmektedir. Donuk omuz, tendonlara kireç birikimi ile oluşan kalsifik tendinitler, omuz gevşekliği ya da omuzun yarı çıkıkları, miyofasyal ağrı sendromu denilen omuzun çevresindeki kaslara bağlı zorlanma ağrıları en çok görülen problemlerdir. Omuz çevresi kasların sinirlerinin hasarına bağlı olarak da omuz ağrıları görülebilir ve omuzda kuvvetsizlik, zayıflık daha ön plandadır.

Daha az karşılaştığımız nedenler ise omuz dışı yapılardan kaynaklanan ağrılardır. İltihaplı romatizmaların çoğunluğu omuzu etkilemektedir. Akciğerin üst bölgesinin kanserleri, karaciğer, safra kesesi, dalak problemleri bile omuz ağrısı ile karşımıza çıkabilmektedir. Boyun fıtıklarının omuza yayılan ağrı yapması dolayısıyla boyun ağrısı yapan nedenlerle omuz ağrısı yapan nedenlerin sıklıkla karışabileceği unutulmamalıdır.

Sıkışma sendromu nedir?
En çok görülen omuz ağrısı nedeni sıkışma sendromudur. Sıkışma sendromu, kolumuzu kaldırmamızı sağlayan kasların tendonlarının ve bu bölgedeki kesenin omuzu oluşturan kemik yapılar arasında sıkışması sonucunda görülür. Elini yukarda kullanan mesleklerde, ev kadınlarında, yüzme ve voleybol gibi spor yapan sporcularda daha sık görülmektedir. Sonuç olarak bu problem omuzu kötü kullanma veya aşırı kullanma hastalığıdır. Bu sendromun önemi gerekli tedavi yapılmaz ve önlemler alınmazsa tendonlarının tamamiyle yırtılmasıyla sonuçlanabileceğidir.

Sıkışma sendromunun belirtileri nelerdir?
Yakınmalar sıklıkla omuzun ve kolun kullanılması sonucu ortaya çıkar. Zamanla ağrı devamlı olmaya başlar. Özellikle geceleri hastayı uyutmayan ağrı haline dönüşür. Hastanın giyinme soyunma gibi günlük yaşam aktivitelerini etkileyecek düzeye gelir.

Sıkışma sendromu nasıl anlaşılır?
Sıkışma sendromunun tanısı sadece hekimin klinik değerlendirmesi sonucu konulur (Resim 3). Maalesef bu konudaki en büyük yanılgı bu sendromunun tanısının manyetik rezonans görüntüleme ile konulduğudur. Manyetik rezonans görüntüleme ve ultrasonografi bize sadece olayın boyutunu anlamakta yardımcı olur.


Resim 3


Sıkışma sendromunun tedavisi nasıl yapılır?
Tedavisinde kolun istirahate alınması, zorlayıcı hareketlerden kaçınılması en önemli konudur. En az 3 ay süreyle elin baş üzerinde kullanılması önlenmeli, bu tür aktiviteler kesinlikle yapılmamalıdır. Tedavinin başında günde 5 defa 20 dakikalık buz paketleri uygulaması yanında ağrı kesici ve anti romatizmal ilaçların kullanılması gereklidir. Buz tedavisi ve ilaç tedavisinden faydalanmayan hastalarda omuza yapılan kortizon enjeksiyonları çok faydalı olabilmektedir (Resim 4). Ağrı kontrol altına alındığında fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları çok önemli hale gelir. Bu tedavi programı sonunda omuzun doğru kullanılması ve sıkışmaya yol açmadan omuzun kuvvetlendirilme egzersizlerine devam edilmesi çok önemlidir. Altı aylık iyi bir tedavi programına rağmen yeterli sonuç alınamayan hastalarda cerrahi girişim söz konusu olur.


Resim 4


Donuk omuz nedir?
Donuk omuz eklem kapsülünün daralması sonucu kolun hareketlerinin ileri derecede kısıtlanması sonucu ortaya çıkan klinik bir tablodur. Tam olarak nedeni bilinmemektedir Omuz ekleminin iyi tedavi edilmemiş rahatsızlıkları sonrası veya kendiliğinden de oluşabilir. Şeker hastalarında daha sık görülmektedir.

Donuk omuz uzun süren bir hastalık mıdır?
Donuk omuz 2-3 yıl sürebilen bir hastalıktır. Üç dönemi vardır. Birincisi ağrılı dönemdir ve 1 yıl kadar sürebilir. Bu dönem diğer omuz ve boyun problemleri ile çok sık karışabilen bir dönemdir. İkinci dönem ise omuzun tam olarak donduğu dönemdir. Ağrı azalır fakat hasta günlük yaşam aktivitelerini yapamayacak derecede omuz hareketleri kısıtlanır. Üçüncü dönem ise çözünme dönemidir.

Donuk omuzun tedavisi nasıl yapılır?
Çok çeşitli tedavi yöntemleri vardır. Ancak donuk omuzun tedavisinde en önemli konu hastanın hastalığının uzun süreceğini bilmesidir. Her dönem tedavisi farklılık gösterir. İlk dönem ağrıyla mücadele edilir. İkinci dönemde ise fizik tedavi eşliğinde germe egzersizlerinin yapılması en önemli tedavi yöntemidir.

Kalsifik tendinit ağrılı bir hastalık mıdır?
Omuzda en şiddetli ağrıya yol açan bir patolojidir. Bilinmeyen bir nedenle yumuşak dokuda kireç birikimi diye izah edebileceğimiz tendon üzerinde kristallerin çökmesi ile oluşan bir durumdur. Omuz ağrısı zorlayıcı bir aktivite sonrası ani ve şiddetli bir şekilde başlar. Genellikle basit röntgen filmleri ile tanı konulur (Resim 5). Şiddetli ağrının olduğu dönemde ilaç tedavisinin yanı sıra buz uygulaması ve kalsifik lezyona yapılacak enjeksiyon uygulamaları çok önemli yer tutar. Kronik olgularda ultrason tedavisinin ön planda olduğu fizik tedavi rehabilitasyon programları uygulanır. Ayrıca şok dalga ultrason uygulaması vardır. Çok dirençli olgularda cerrahi olarak bu kalsifikasyonların çıkarılması gerekebilir.


Resim 5


Omuzun çok sık yerinden çıkmasında ne yapılmalıdır?
Eğer bir omuzda herhangi bir travma olmadan tekrarlayan çıkıklar olmaktaysa bu hastalar çıkığın yönüne göre uygun kasların kuvvetlendirmesini içeren fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarından çok fayda görürler. Düşme gibi büyük bir travma sonrası omuzu çıkmış daha sonra tekrarlayan çıkılar oluşan hastalarda ise ilk planda cerrahi girişim düşünülmelidir. Omuz ağrısı olan genç hastalarda ve sporcularda ilk olarak düşünülmesi gereken problem omuzda bağların gevşekliğine bağlı instabilite dediğimiz çıkmaya eğilimli olma durumudur.

Omuz ekleminde kireçlenme hastalığı görülür mü?
Yük taşıyan bir eklem olmadığı için omuz ekleminde diz eklemi kadar osteoartrit dediğimiz kireçlenme hastalığı fazla görülmez. Eklem kıkırdağının aşınması ile oluşan bu hastalık gelişti ise fizik tedavi uygulamaları çok önem kazanır. Protez uygulamalarının daha geç yapılmasına olanak sağlar.

Omuz ağrılarında fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi nedir?
Görüldüğü gibi omuz ağrılarının nedenleri çok çeşitlidir. Tümörlerden travmaya kadar geniş bir yelpazeyi içermektedir. Bu nedenle ateş, gece ağrısı, kilo kaybı, kol hareketleri ile değişmeyen sürekli olan ve basit ağrı kesicilerle dinmeyen ağrılarda tümör ve enfeksiyonların mutlaka ekarte edilmesi gereklidir. İltihaplı romatizma omuzu tutmuşsa tanısı çok çabuk konulmalıdır. Yoksa bu hastalıklar omuz eklemini hemen harap edebilir ve sakat kalınmasına neden olur.

Bunun yanı sıra travmalardan sonra mutlaka acil hekime müracat edilmelidir. Travmaya bağlı tendon hasarı, sinir hasarı, çıkıklar olabilir ve omuz çevresi yapılara önemli hasarlar oluşabilir. Bu ilk planda tanısı konulması gereken kanser, enfeksiyon ve iltihaplı romatizmal hastalıklar da bile hastalıkların aşamasına göre yapılacak fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları vardır. En azından eklemin hareketlerini korumak için uygun egzersizlerin yapılması gerekir. Bu hastalıkların dışında omuz ağrısı yapan patolojilerin çoğunda ise ana tedavi; fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarıdır. Ameliyat gerektiren durumlarda ise ameliyat öncesi ve sonrası mutlaka fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları yapılmak zorundadır. Bu nedenle bel ve boyun ağrılarında olduğu gibi omuz ağrılarında da ilk başvurulacak hekim bu konuda yetkin olan fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi olmalıdır.